Türklerin Elindeki Türk Kimliğini Elimizden Aldınız!
✍ Hasan Bildirici Yazdı:
Süleyman Soylu’nun kilitlediği cinayet dosyasının dağ taş cesedi aranıyor. Bir dosya Mehmet Ağar, Süleyman Soylu ve vali Tuncay Sonel’e dayanmışsa o dosya artık erişilmez dipsiz bir kuyudur. Gülistan Doku’dan geriye ne kalmıştır? Asitte eritilmemiş veya denizlerin dibine gönderilmemişse o bir avuç kemik yığınıdır artık. Suçlular konuşmazsa o kemik parçaları nasıl bulunacak?
Ama onlar konuşmazlar. Devlet terbiyesi edinmişlerdir ve devlet terbiyesinde suçluları gizlemek vardır. Devlet görevlileri cesedi kaybetmiş; devlet görevlileri dağ taş ceset arıyor. Kanında iğne ucu kadar Türklük bulunmayan Süleyman Soylu, cinayet zanlılarından birini beş yıldızlı otelde ağırlayıp, maaşa bağlıyor.
„Vatanın birliği ve bütünlüğü için yaptım ulan!“ diyor.
Sahi valilik sistemi niye var? Mehmet Ağar da valiydi. Yeni içişleri bakanı da vali kökenli. Hangi taşı kaldırsan altından Fransa’dan alınma çürük valilik sistemi çıkıyor. Her şehire Ankara’daki devlet modelinin maketini valilik olarak kurmuşlar. Belediye niye yetmiyorsa İlçelerde de kaymakamlık var. Çünkü devlet halkına güvenmiyor ve valiler ve kaymakamlar aracılığıyla halk kontrol altında tutuyorlar. Ama bunlar benzersiz suçlar işliyorlar.
Denetim yok, kontrol yok, oy hesabı yok… Her biri bir kral. Zaten oy vermek de anlamını yitirdi. Adalet ve içişleri bakanını halk seçmemiş. Savcıyı adalet bakanı, valiyi içişleri bakanı olarak atadılar. Erdoğan ve Bahçeli’ye bakan değil, memur gerekiyor.
Kürdlerin haklarınını savunduğum zaman adaletsiz dūzenin savunucuları beni Kürt ve Kürtçü ilan edip, adalet arzularını körüklediğim diğer okurlar karşısında yazılarımı boşa çıkarmaya çalışıyorlar. İşlerini hep böyle yürüttüler. „Bölūcü, terörist ve vatan haini Kürt!“ dediler.
Kendilerini de Uzak Asya’dan kılıç sallayarak gelen Türklüğün temsilcisi yaptılar. Ve topluma bunu yutturdular. Türkçülük yarıştıran bu devşirmelerin ataları da Balkanlar, Kafkaslar, Girit, Malta ve Arap çöllerinde Osmanlı mevzilerini terk edip Ankara’ya kaçmışlardı. Çoğunlukla bunların kurduğu adaletsiz devleti düzeltme doğrultusunda kurumlarda ve devlet organlarında çentik açtırmıyorsunuz. Çentik açılınca foyaları ortaya çıkacak. Onun için bu anayasayı ve bu düzeni deldirtmeyiz diyorlar.
Bunların hiç biri Türk falan değil. Varsa azınlık bir Türk nüfus, onu da kendilerine benzetmişler. Türklüğūn kaygısını güttükleri falan yok. Uzak Asya’dan benim atalarım geldi. Erdoğan ve Bahçeli Ahlat’a gidip atalarımın yüksek mezar taşlarının altında duaya duruyor ve biraz Türklük kapmaya çalışıyorlar. Ahlat’ın da en kalabalık Türk ailesiyiz. Kürdlerle de can ciğeriz.
Süleyman Soylu veya Musavvat Dervişoğlu’nun neyi Türk? Neresi Türk? Mahallenin dedikoducusu olarak halkı birbirine kışkırtarak huzur bulan Ümit Özdağ’ın soyunda Asya bozkırlarını akıncı olarak yarıp gelen yiğit Türklere ait hangi iz var?
Türklüğümle övünmek için değil, adalet isteyen yazılarımı „Kürtçülüğe“ çıkarıp değersizleştirmeye çalışan devşirme Türkçülerin toplumları çökertip, halkı yağmalayan foyalarını anlatmak için soyumdan söz ettim. Bırakın artık bu uzak Asya’dan kılıç çekip gelme numaralarını. Soy numaralarını. Balkanlar, Kafkaslar ve Arap ellerindeki Osmanlı mevzilerini bırakıp kaçtınız; o korkak ve yılışık hallerle şimdi de Anadolu’nun Türk ve Kürd masumlarına vatan numarasıyla kan kusturuyorsunuz.
Kürdler silah bırakmak ve barış içinde normal yaşamak istiyor; vatan millet yağmacıları devreye giriyor:
„PKK’li teröristleri affetmek olmaz!“
Türklüğün hangi kitabında, hangi tarihinde; İslam’ın hangi kuralında sana silah çekmekten vazgeçene hala düşman olarak bakılması öğütlenir? Var mı ulan böyle bir Türklük yasası?
Var mı böyle bir Türk yiğitliği? Kürdün sevincinden bile rahatsız olan bir yurttaşlık yaratmışlar Türklük adına. Göçmen olarak geldikleri topraklara kan ve nefret saçmışlar. Şimdi kimse işin içinden çıkamıyor. Çürümüş devleti ve toplumu nasıl toparlayacaklarını da bilemiyorlar.
Devlet olarak gencecik kızların boyunlarını koparıp atıp, yine devlet olarak eski görevlilerin kayıp ettikleri cesetleri arıyorlar.
Türkün adaleti bu mu?
Hiç biri Orta Asya’dan dört nala gelmedi. Gelenler de bir efsane gibi kaybedildi.
Biz geldik. Gelenlerimizin mezarları Ahlat’ta. Öyle dört nala eğlenir gibi de gelmedik. Kan, ter, yoksulluk ve ıstırap içinde; aç ve sefil, onlarca yıl vuruşarak geldik. Kürtlerin ve Ermenilerin yaşadıkları alanlara yerleştik. Sonunda göçmen olarak geldiğiniz topraklarda Türklerin elindeki Türk kimliğini elimizden aldınız.
Size gelmediniz. Geçin artık bu numaraları. Bugünkü Türkiye sınırları içinde yaşayanlar; Türkler, Kürdler ve diğerleri; Aleviler ve Sünniler; sağcılar veya solcular dağ taş; baraj veya deniz; ceset aranmayan yeni bir ülke ve adil bir devlet istiyor. Ya bu sağlanacak ya da Osmanlı gibi çağa uymayıp çökeceksiniz.
O zaman bu Türkçülük numarası çekenler servetleriyle ve aileleriyle birlikte yine kaçacaklar. Biz yerliler yağmalanmış ve aldatılmış halimizle yine baş başa kalacağız.
Paylaşırsanız sevinirim.
04.05.2026
Hasan Bildirici
Facebook Sayfasından alınmıştır.








