Jes Yenilenebilir, Sürdürülebilir Değildir!
✍ Demir Çelik Yazdı:
Türkiye’nin son on yılı; Anayasasızlık halinin yaşandığı, hukukun esas alınmadığı, yasa ve anayasal düzenlemelere göre hareket edilmediği, kapsamlı ve etkin denetim mekanizma ve uygulamalarının olmadığı bir süreç oldu. Bu süreç aynı zamanda ülke kaynakları ve değerlerinin yerli ve küresel holding ve tekellere peşkeş çekildiği bir süreçti. Uluslararası bu tekellerin daha çok kazanç elde etme amacıyla bilim dışı uygulamalarıyla insan toplumsallığına, doğaya ve bir bütünen eko- sistemimize zarar verdikleri bilinmektedir. Kâr ve iktidar önceliği ile hareket eden ABD’nın INGS adlı firması, şimdi Varto’daki toplumsallığı hedef almış bulunuyor. Daha önce Bingöl’ün Yedisu ve Karlıova ilçelerinde JES amaçlı faaliyet yürüten bu firma, 20 Mayıs’ta Varto’da sondaj yapmanın hazırlığı içindedir. Başta Varto olmak üzer aynı havzadaki diğer ilçe halkları bu talancı ve gaspçı zihniyete karşı direnişteler.

Bingöl’ün Yedisu ve Karlıova ilçesi. Erzurum’un Çat, Tekman, Hınıs ilçeleri ile Muş’un Varto, Bulanık, Malazgirt ilçelerinin yer aldığı bu havzanın bazı temel özellikleri ile hedefte olduğu gerçeğini göz ardı etmeden JES’e yaklaşmalıyız. Bu anlamda da JES’in zararlarına geçmeden önce bu havzanın temel özelliklerini ele almakta büyük yarar vardır.
1- Deprem: Bu havza Kuzey Anadolu Fay (KAF), Güney Anadolu Fay (GAF) ve Doğu Anadolu Fay (DAF) hatların birleştiği bir havzadır. Bu havada yaşam riskli ve zor olduğu halde, havza halkı kutsadığı bu coğrafyayı terk etmemiştir. Ancak jeotermal enerji sismik hareketleri ile deprem oluşturma potansiyeline sahiptir.
2- Etnisite: Söz konusu bu havzada Kurmanci ve Kirmancki lehçelerini konuşan Kürtler, Ermeniler yaşamaktadır.
3- İnanç: Raya/ Rêya Heq inanç sahipleri ile Sünni İslam’a inananların barış içinde yaşadıkları bir havza olma özelliği ile öne çıkmaktadır.
4- Geçim: Step coğrafyası ile hayvancılık yapılan bir havza olması nedeniyle kendi kendisine yetinebiliyor…
5- Su kaynakları: Şerafettin ve Bingöl sıra dağlarının çevrelediği bu havza bol su kaynaklarıyla öne çıkmaktadır. Gelecekteki su savaşlarında stratejik öneme sahiptir.
İnsansızlaştırmanın yöntemleri
Tüm bu özellikleri ile barışçıl ve ortaklaşmacı kültürü yaşatan ve sürdüren bu havza halkını kutsal coğrafyasından koparmak istedikleri açıktır. Silah ve şiddet zoruyla bunu başaramayanlar, JES gibi projelerle yapmak istediklerini bilmek durumundayız. Nasıl diye soracak olursanız?
1- Toprağı zehirleyerek: Jeotermal akışkan içinde bulunan bor, arsenik, cıva, kurşun ve krom gibi ağır metallerin toprağı çoraklaştırır, çöle dönüştürür. Bunun sonucu olarak, insan sağlığını, bölge florası ile faunasını zehirler. Jeotermal enerji santralleri toprak çökmesi ve heyelana neden olur. Üç fay hattının kesiştiği bu havzada, atık sıvının enjeksiyonunda uygulanan yüksek basınç, sismik tetikleme ile depreme neden olur jeotermal enerji.
2- Suyu kirleterek: Jeotermal-sıcak sular çok iyi çözücüdürler. İçinden geçtiği ve temas halindeki kayaçların mineral bileşimi olan Amonyak, Arsenik, Azot, Bor, Lityum ve Radon yeraltı sularına karışarak oradan insan vücuduna karışır. Başta kanser olmak üzere hastalıklara yol açarlar. Kirlenen sulardaki canlı yaşam için önemli olan fotosentez ve solunum işlevleri bozulur ve sonuçta iyon dengesi bozulur.
3- Havayı kirleterek: Enerji santrallerinde yoğuşmayan gazlar (Karbon dioksit, hidrojen sülfür, metan, amonyak vb.) gibi gazlar havaya salınacağından hem toplumsal yaşam felç olur. Hem de küresel ısınma sonucu eko kırım yaşanacaktır
4- Eko kırıma yol açarak: Jeotermal enerji sonucu açığa çıkan karbondioksit başta olmak üzere havaya salınan gazlar, atmosferdeki gazlar dengesini bozarlar. Bunun sonucu olarak Güneş ışınlarının radyoaktif etkisini çoğaltarak küresel ısınma, buzulların erimesi ile eko kırımı hızlandıran bir işlevleri olacaktır.
Raya/Rêya Heqî İnancının dört anasır dediği; toprak, su, hava ve ışık kirletilip zehirlendiğinde, eko-sistem zinciri parçalanmış, eko kırımı hızlandırmış oluruz. Dolayısıyla JES bir yatırım olmaktan çok, eko kırım, toplum kırım olup farklı olan düşüncenin, farklı olan inancın ve kimliğin göçertilmesi ve asimilasyonuna da yol açan kültür kırımdır.
10.04.2026
Demir Çelik








