Süreyya Önder Berlin Dêrsim Cemaatı’nda anıldı. 08.05.2025
Gerçek Türkler ile devşirme Türkleri birbirinden ayırt edemedik
Tekrar sorumuza gelelim, ‘uygarlık yıkıcı Türk egemenlik sistemine’ karşı biz halklar arasında birliği ve birleşik mücadele cephesini kurmayı bugüne kadar neden başaramadık?
Neden diye kendi kendimize soralım? Çünkü biz sahte devşirme Türkleri hep gerçek Türk sandık. Çünkü silinen hafızamız devşirme Türkler için yazılan sahte resmi tarih ile düzenlendi. Neyi hatırlayacağımızı, ne unutacağımızı dış güçler ile beraber çalışan iktidarlar belirler oldu. Hafızamızı da onlar belirler oldu. Barış sever gerçek Türkler ile savaş sever insanlık düşmanı devşirme Türkleri birbirinden ayırt edemez olduk.
Aslında her zaman ayrımcılığa, haksızlığa, katliam ve soykırımlara uğrayan mazlum yerli halkların mücadelesi yanında yer alan gerçek Türklerin, Türkler adına iktidarda konuşan ve kâh Arabistan merkezci dini ideoloji, kâh Avrupa merkezci ırkçı Türk milliyetçi zihniyetine sahip (Dikkat eden her iki ideoloji de bu coğrafyaya ait olmayan ideolojilerdir ve iktidardaki devşirme beyaz Türk de bu coğrafyaya ait olmayan yabancılardır.) ve hiçbirisi Türk olmayan İttihat Terakkicilerle aralarına kalın bir çizgi çizmemiş olmasından kaynaklanmaktadır. Aynı zamanda yerli halkların da uygarlık güçlerin, Ortadoğu’da ‘uygarlık yıkıcı bir ordu’ olarak kullandıkları bu devşirme Türkleri, gerçek Türkler olarak gördüklerinden kaynaklanmaktadır. Gerçek Türkler ve yerli halklar ancak bu önyargılardan kendilerini arındırdığı zaman, iktidar sahiplerine karşı daha güçlü ve birlikte mücadele etme platformu oluşturacaklarına içtenlikle inanıyorum.
Uygarlık yıkıcı Türk egemenlik sistemin resmî ideoloji olan Türk-İslam-Sentezi’nden etkilenmemiş gerçek Türkler, yerli ve göçmen halklar zaten her zaman barış içinde bir arada demokratik bir toplumda birlikte yaşamak istiyorlardı. Şu an Öcalan’ın, “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı“ onların can suyudur. Çünkü iktidarların ırkçı-şoven siyasetine bulaşmamış, bütün Anadolu ve Kürdistan halkların birbirleriyle hiçbir sorunları, problemleri yoktur. Sorunsuz bir arada yaşayıp gidiyorlardı. Sorun, halkları çeşitli inanç ve siyasi ideolojilerle birbirlerine düşman edip, savaşları çıkarıp para kazanmak isteyen küresel uygarlık güçlerin böl parçala yönet politikalarıydı. Benim araştırmalarıma göre, gerçek Türkler Türkiye’de azınlıktadır. 4,5 milyon göçmen Arnavutlardan daha azdırlar. Zaman zaman kendime, “keşke devşirme Türkler değil de, gerçek Türkler bizi yönetseydi; onların yerli halklara hiçbir düşmanlığı olmazdı, yerli halkları katliamlardan, soykırımlardan geçirmezdi,” diye sorduğum olmuştur. Maalesef bin yıldan beri bizi yönetenler devşirme Türklerdir. Türkiye’nin en azılı ırkçı Türk milliyetçiliğini yapanlar Türklük pazarında otlayan devşirme Türklerdir; kendi kültüründen, dilinden, insanlığından koparılmış yerli devşirmeler, Balkan ve Kafkas göçmenleridir.
2010’de Doğu Türkistan Cumhuriyeti’nden bir profesör, Berlin Teknik Üniversitesi’nde düzenlenen panelde konuşma için Berlin’e gelmişti. Sunum konuşmasından sonra Türkistan Cumhuriyeti’nde üniversitede çalışan o profesör ile Türkiye’deki devşirme Türkler hakkında biraz konuştum.
Bana döndü dedi ki, “Gerçek Türkler biziz. Biz Türkiye’deki Türkleri Türklerden saymıyoruz ki; onlar başka halklardan devşirilmiş, kendi kültürlerinden uzaklaştırılmış devşirme, sahte Türklerdir.”
“Ben de aynı sizin gibi düşünüyorum,” dedim. Türkistan’dan gelen birisinin, devşirme Türkler hakkında benim gibi düşünmesi beni çok şaşırtmıştı
O akademisyen adam da şaşırmış olmalı ki, “Aynı konuda aynı fikirde olmamız çok ilginç,” dedi.
“Hakikatin yolu birdir,” dedim. O gülümseyerek ‘evet’ anlamında kafasını salladı.
Sırrı Süreyya Önder, İsmail Beşikçi, Fikret Başkaya, Haluk Gerger, Hasan Bildirici[1], Ertuğrul Kürkçü, Sezai Temelli gibi adını sayamadığım vicdan sahibi yüzlerce gerçek Türk aydınları, yazarları, akademisyenleri her zaman uygarlık güçlerine çalışan “uygarlık yıkıcı Türk egemenlik sistemin” ayrımcılığına, haksızlığına, katliam ve soykırımlarına uğrayan mazlum yerli halkların mücadelesi yanında yer almışlardır. Her birisi vicdanlı Sırrı Süreyya Önder gibi Türk olduğu kadar bir Ermeni’dir, bir Rum’dur, bir Süryani’dir, bir Kürt’tür. Her biri gerçek birer Baba İshak’tır! Ve her şeyden önce bir insandır. Bu yüzden ülkeyi İngilizlere, Amerikalara satmış iktidardaki devşirme Türkler, yerli halkların çocuklarına yaptıkları işkencelerin, cezai yaptırımların ve zulümlerin aynısını onlara yaptılar.
Ben iktidardaki devşirme Türklerin, Türk ya da Türkler adına yaptıkları katliamlar, soykırımlar, işkenceler ve faili meçhul cinayetlerden hiçbir zaman gerçek Türkleri sorumlu olarak görmedim. Çünkü bunların uygarlık güçlerine vekalet savaşçılığını yürüten devşirme Türkler olduğunu çok iyi biliyordum. Dünyanın hiçbir yerinde bir halk, başka bir halka katliam ve soykırım yapmaz. Katliam ve soykırımlar uygarlık güçlerine çalışan devletin komuta merkeziyle planladığı bir organizasyon işidir.
Türk Irkçılığı Hitler ırkçılığından daha tehlikelidir
Türk ırkçılığın Hitler ırkçılığından daha tehlikeli olması, sürekli uygarlık yıkıcı görevini devam ettirmesi, başka bir ırkın ruhuna girmiş, onun kimliğine bürünmüş devşirmelerin süreklilik arz eden hal almasından kaynaklanmaktadır. Uygarlık güçleri, Hun, Moğol ve Türklerin binlerce yıl Orta Asya’da Çin uygarlığına saldırıp yağma, talan ve ganimet elde edip geçimlerini sağlayan tarihin olumsuz kültür tipleri, yani ’uygarlık düşmanı’ olduklarını çok iyi bildikleri için, Anadolu’da devşirdikleri Türklerde bu Orta Asya’daki Türk barbarlığın ruhunu canlandırıp uyandırarak tarihin olumsuz, yıkıcı etmenlerini Selçuklu devletinden beri iktidara getirerek kullanmaktadırlar.
İşte ne olduysa, İngilizlerin dünya ülkelerinin sınırlarını Rusya ile paylaşamadığı o yüzyıllardır süren “Büyük Oyun” ile Ortadoğu (Kürdistan) toprakları altındaki petrollere gözünü diken Rothschild Hanedanı ve İngiliz Kraliyet Ailesi’nin 1870’lerden sonra Selanik’te Avrupa merkezci Türk milliyetçiliği ve Alman askeri disipliniyle yetiştirip, önce 1908’de Jön Türk devrimiyle Osmanlı padişahın iktidarına ortak ettikleri, bir yıl sonra da, tıpkı 15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi gibi, İngilizlerin senaryosunu yazdığı 31 Mart 1909’taki Darbe Girişimi ile iktidara taşıdıkları ve hiçbirisinin Türk olmadığı İttihat Terakkicilerin (Beyaz Türklerin) toplumu yukardan aşağıya doğru Türk milliyetçiliğiyle yetiştirip homojen bir toplum yaratmalarıyla başladı. O gün bugündür uygarlık güçlerin elinde daha beter bir oyuncak durumuna düşen ve genleriyle oynanmış vekalet savaşçıları ordusuna dönüşen devşirme Türkler bu coğrafyayı bir halklar mezarlığına çevirdiler.
Görevimiz, gerçek Türklerle güçlü bir ittifak oluşturup, uygarlık güçlerine çalışan taşeron devşirme Türklerin zulümkâr iktidarına karşı mücadele ederek, Öcalan’ın, “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı“nı gerçekleştirmektir. Ancak o zaman bu coğrafyaya barışı getirmek isteyen Sırrı Süreyya Önder gibi Baba İshak’ların anılarına sonsuz bağlılığımızı göstermiş olacağız.
Berlin, 08.05.2025
Azad Roni
Kaynaklar:
[1]. Bu yazıyı kaleme aldığımdan bir hafta sonra Hasan Bildirici’nin Facebook hesabında yayınladığı bir yazısında, ‘devşirme Türkler‘ hakkında aynı fikirde olduğumuzu gördüğümde hiç şaşırmadım. Hasan Bildirici, “uydurup, sahte Türkler“ için şöyle diyor:
“Bu uyduruk Türkçülüğün Osmanlı tarihinden haberi yok. Çünkü Türk bile değiller, insan değiller. Osmanlı 700 sene Doğu’da Kürtlere sırtını dayayarak Viyana kapılarına gitti. Sizde Türk zekası bile yok, çapul ve yağma zekası var. Bu halinizle Türklüğün sırtına yapışmış keneden farkınız yok.
Zaten barışın hakim olduğu demokratik bir ülkede siz olmayacaksınız. Hazineden geçinen üç kağıtçı basın ve medyanızı alıp defolup gideceksiniz. Kürt özgürlüğü aynı zamanda lağım çukurundan ibaret bataklıklarınızı kurutulması anlamına gelecek.
Ben Türk tarihini iyi bilirim; Türklerin neden ilerleyip neden gerilediğini de iyi bilirim. Bir yanım Kürdistan dağlarına dayanır, diğer yanım asya bozkırlarına. İki halkı da yüreğimde hissederim. Ama benim en büyük düşmanım, Türklüğü dünyada ve ülkede bir çirkinlik ve bir rezalet haline getiren uyduruk Türk milliyetçileridir. Onlar geleceğin Türk nesillerinin baş düşmanıdır. Onlar bataktır, ayaküstüdür ve dolandırıcıdır. „








