
Demir Çelik
Ulus devletlerin toplum ve topluluklara karşı savaşı, aleni bir şekilde yapamadıkları durumlarda özel savaşı ve özel savaş yöntemlerini devreye koyarlar. Çünkü başta Cenevre sözleşmesi olmak üzere kendilerini bağlayan birçok uluslararası sözleşmelere imza atmışlardır. Türkiye ikinci dünya savaşına kadar halklara ve inançlara karşı bu savaşı aleni yürütüyordu. Ancak ikinci dünya savaşı sonrasında uluslararası sözleşmelere taraf olunca ordusu bünyesinde NATO’ya bağlı Özel Harp Dairesini kurmuş, bu daire üzerinden kirli savaşı ve savaş politikalarını devreye koymuştur. Kürt ve Kürdistan karşıtlığı temelinde yürütülen özel savaş üç temel alanda yürütülmektedir:
1-Gayri Nizami Harp
2- Özel operasyonlar
3- Psikolojik savaş
Bu üç temel üzerinden Kürtlere dayatılan inkar, asimilasyon ve soykırıma karşı yurtseverlik bilincini geliştirmek, kendimizi ve toplumumu örgütlemek yapılması gereken biricik yol olmaktadır.
WELATPAREZİ-YURTSEVERLİK
Üzerinde yaşanılan coğrafya ya da toprak parçasına duyulan bağlılıktır. Kısaca yurtseverlik; tarihsel yapım ve yaratım faaliyetlerinin üzerinde yaşandığı toprağa olan bağlılık ve fedakârlık demektir. Yurtseverlik, etnik kimliğe dayalı milliyetçilik değildir. Evrensele ve evrensel değerlere ulaşabilmek adına özgün ve özerk olan yerel ve yereldeki her türden yapım, yaratım ve doğayı koruyup sevme gibi faaliyetlerine sahiplenmek ve onları korumaktır. Çünkü özgün ve özerk parçalar olmaksızın toplumsal, siyasal ve doğal istikrar da olmaz. Evrensel boyutta siyasal ve toplumsal istikrar isteniyorsa, birincisi doğanın kendi kendisini sürdürsün isteniyorsa, çokluk içinde birlik yasası gereğince yerel kültürlerin ve dillerin tarihsel değerlerinin özgünlükleri yaşatılmalı, geliştirilmeli parçası olduğu evrensele taşınmalıdır. Bu nedenle yurtseverlik milliyetçi, şoven ve ulusalcı olma karakteri değildir. Aksine üzerinde yaşanılan toprağın ve coğrafyanın üzerindeki tüm canlı, cansız varlıkların yaşam haklarını savunmak, birinci ve ikinci doğanın çokluğun ve çeşitliğin fonksiyonu olduğu bilinci ile hareket etmek demektir. Bu temelde yurtseverlik üç temel alanda yaşam bulur.
1- Yurtseverlik Sevmektir: (Heskirin- Heskerdenî Ax (Toprağı) sevmek: Üzerinde yaşanan coğrafya ve mekânın tarihsel, sosyal, kültürel ve siyasal değerlerini sevmektir. Xwezayı (Doğayı) sevmek: Doğadaki canlı cansız varlıkların tümüne aynı nazardan bakmak, hepsini eşit haklar sahibi görmek ve sevmektir. Su kaynaklarını, bitki ve hayvan çeşitliliğini bilmek ve korumaktır. Ekolojik sistemin kendisini sürdürebilmesini sağlamanın duyarlılığı ve bilinci ile doğaya yaklaşmaktır yurtseverlik. Nükleer santrallere, HES (Hidro elektrik santralar), Hidro karbon (Fosil) yakıtların doğayı kirletmesine karşı çıkmak, savaş ve onun yıkımlarına karşı toplumsal ve siyasal duyarlılık oluşturmak, savaşa karşı barışı, barbarlığa karşı demokrasiyi savunmaktır.
İnsanı (Mirov) sevmek: Dili, rengi, cinsi, siyasal düşüncesi, etnik kimliği ve inancı ne olursa olsun, o coğrafyada yaşayan herkesi sevmek, herkesin temel insan hakları sahibi olduğu eşitlikçi anlayışla, her kesimi bir ve eşit görmektir.
2- Yurtseverlik Sahip çıkmaktır: (Xwedi derketîn- weîr wezin)
Dirok; Üzerinde yaşadığı coğrafyanın tarihsel değerlerini bilmek, yapım ve yaratım faaliyetlerini bilince çıkarmak ve sevmektir.
Dil-Ziman/ Zon: Ana dilini bilmek, anadili ile sanat ve edebiyat çalışmalarında bulunmaktır. Nasname: Etnik kimliğini tanımak, onun tarihsel ve kimliksel değerlerini bilmek ve onlarla barışık olmaktır.
Çand/Kultur: Üzerinde yaşadığı coğrafyanın kültürünün kültürel kodlarını ve kültürel değerlerini bilmek, onları insan toplumsallığıyla buluşturmak, toplumsal aydınlanmada bu değerleri evrensele taşımaktır yurtseverlik.
3- Yurtseverlik Savunmak ve korumaktır( Parastîn/ Weîr wezîn)
Örgütlenmek (Rexîstîn): Devletçi iktidarcı sistemin askeri, siyasi, kültürel, ekonomik ve sosyal politikalarının saldırı ve asimilasyonuna karşı, toplumu ve toplulukları meşru savunma temelli korumaktır. Kürt dilini, kimliğini, kültürünü, tarihini ve tarihsel hakikatini sivil demokratik dikey olmayan yatay örgütlülükle korumak, geliştirmek yurtseverliğin olmazsa olmaz faaliyeti olmaktadır. Bu amacı yerine getirmek için Raya (Raa)-Rîya Heqi inancındaki ekolojik yaşam komünlerin yaşandığı Ocax Sistemi‘nin tarihsel misyon ve işlevine benzer toplumsal örgütlenmeye ihtiyacımız vardır. Dilsel, kimliksel, düşünsel ve inançsal alanların kendi ekolojik komün ve meclislerine dayalı örgütlü yapısallığı üzerinden örgütlenmek, meşru ve demokratik olduğu için bugünden yarına ertelemeden hayata geçirmek farz olmuştur. Çünkü biz devletsiz bir halkız. Ulus devletin kuşatıcılığına, asimilasyon politikalarına, toplumsal kırımına, kadın kırımına, kültürel ve ekolojik kırımına karşı; kendimizi ve toplumsal değerlerimizi koruyamadığımızda, sahiplenmediğimizde, ortadan kalkmaları kuvvetle muhtemeldir. Bu nedenle devletsiz ve iktidar dışı bir halk ve onun inanç sahibi kesimler olarak ekmek kadar, su kadar örgütlenmeye ihtiyacımız vardır. Ekolojik komün ve meclisler esaslı dikey olmayan yatay örgütlenmemiz üzerinden ana dilimizi öğrenmek ve öğretmek, sanat ve edebiyat alanında Kürt Rönesansını yaşamak, inancımızın hakikatini açığa çıkarmak, Raya Heqi inancının sosyal ve kültürel değerlerini yaşatmak ve toplumsallaştırmak, bu değerleri gelecek nesillere aktaracak kurumsallığa kavuşturmak yurtseverliğin en temel görevleri olmaktadır. Bu görevleri yerine getirmek için;
a- Devletsiz bir halk ve bu halkın inanç sahiplerinin BM nezdinde statü sahibi olmasına dönük diplomatik ve kültürel çalışmalar içinde olmak. Statü eldesine stratejik yaklaşmak.
b- Komite, komisyon, komün ve meclis örgütlenmelerini gerçekleştirmeliyiz,
c- Akademiler açmalı, bu akademilerde dil, kültür, inanç ve inanç değerleri kurumsallaştırmalıyız.
d- Yaygın ve nitelikli halk çalışması yapmalı, her toplumsal kesimin özgünlüğü esasıyla meclisleşmeye gitmeliyiz.
23.11.2025
Demir Çelik








