
Azad Ronî
Çocukluğumda Goşkar Çayı bir buçuk metre aşan derinliğiyle çağlayarak yol vermez, gür, neşeli ve yeşil vadiyi gümbür gümbür gümbürterek, çığlık çığlığa kuşların sesine ses katarak doğa harikası olarak akardı, o coğrafyada. Geçtiği onlarca köyün çayırlarını, tarlalarını sular, hayvanlarına, insanlarına doya doya su verdikten sonra aşağılarda Muş ovasında Fırat Irmağına dökülerek onu besliyordu. Her derde derman şifalı altın pullu alabalıkları oynayarak keyifle sanki, “Ben Goşkar Baba’nın sofrasındayım, beni al afiyetle ye!” dercesine hop hop havaya zıplarlardı. Dağ silsilesinin klimalı serin esintisiyle Goşkar, Dapak, Muzuran, Leylek ve daha onlarca köylerin yaz aylarında deniz kenarlarındaki sahillerden çok daha iyi piknik alanlarıydı. Çayda yaptıkları büyük gölcüklerde yüzen ve piknik yaparken elini suya daldırarak aldıkları şifalı alabalıkları pişirerek yiyen gürbüz çocuklar, kadınlar, erkekler akşamları evlerine neşe içinde dönerlerdi. Bolca iyi şifalı su içmiş koyunları, keçileri ve inekleri tatlı tatlı meleyerek, memelerinde bol sütle dönerlerdi sahiplerinin evlerine. Şimdi işgalci devlet Goşkar çayın suyunu dev borulara koyup 49 yıllığına HES firmasına satıp verdiğinden dolayı kurumaya yüz tutmuş derede yüzmedikleri, şifalı altın pullu alabalıkları yemedikleri ve piknik yapmadıkları için ürkek çocuklar, kadınlar, erkekler akşamları evlerine neşesiz, üzüntülü, mutsuz dönüyorlar evlerine. Yeterince su içmemiş koyunları, keçileri ve inekleri sessizce, yorgun, bitkin bir şekilde ve memelerinde çok az sütle dönerler sahiplerinin evlerine.
1975-78’lere kadar bu yeşil Goşkar Vadisi’ne belediye başkanları, kaymakamalar, valiler ve jandarma komutanları yaz aylarında, özellik hafta sonlarında serinlenmek, piknik yapmak, yüzmek ve alabalık avlayıp gril yapmak için gelirlerdi. Şaraplı ve rakılı sofralarını kurarlardı. Avladıkları şifalı alabalıkları pişirir yerlerdi ve neşeyle dönerlerdi Varto’ya. Şimdi onlar bu yeşil vadiye işgalci ulus-devletin ekolojik-kırım-savaş projeleriyle geliyorlar. Batı’nın neoliberal politikalarıyla neden insanlar ve doğa bu kadar vahşileşti? Bilmiyoruz.
Bir arkadaşımız eski arşivleri inceleyip araştırmış, TRT Haber Gazetesi’nin 28 mart 2018 tarihli haberinde, Kayyum olan kaymakam Goşkar Köyü ve Yeşil Vadi’yi jandarma eşliğinde geziyorlar. Herkes o “Varto’nun 40 yıllık su sorunu çözüldü” haberini görüp okudu. Ne yapıyorlar Goşkar Köyünde? Varto Belediyesi’ne Axwa Sîpîye‘ye içme suyu olarak götürme projesini hazırlıyorlar! Yani şu anki DEM Belediye Eşbaşkanlarımız 7 yıl önce kayyum yönetiminin hazırladıkları su projesini pratiğe uygulamaya çalışıyorlar. Mart 2018 yılında hazırlanan ve 2025 yılında pratiğe uygulanan bu proje, yıllar önce iki HES projesiyle bu coğrafyanın ekolojik-kırımını gerçekleştiren, Goşkar Baba’nın ayakları altındaki soğuk pınarların ve kaynağını doğadan alan bilimsel tabiat inancımızı yok eden projenin devamıdır. Adım adım ilerliyorlar. Devamı daha gelecek. Amaçları doğa inancın ziyaretleriyle dolu bereketli bu Yeşil Goşkar Vadisi’ni sularını alıp götürdükten sonra, buranın ekolojik sistemini bozup üzerindeki insanlarla birlikte mezara gömmektir!
Yani şu anki DEM Belediye Eşbaşkanlarımız 7 yıl önce kayyum kaymakamın hazırladıkları su projesini pratiğe uyguluyorlar. Mart 2018 yılında hazırlanan ve 2025 yılında pratiğe uygulanan bu proje, yıllar önce iki HES projesiyle bu coğrafyanın ekolojik-kırımını gerçekleştiren, Goşkar Baba’nın ayakları altındaki soğuk pınarların ve kaynağını doğadan alan bilimsel tabiat inancımızı yok eden projenin bir devamıdır. Adım adım ilerliyorlar. Devamı daha gelecek.
Ve bir zamanlar o yeşil Goşkar Vadi’sinde piknik yapıp şifalı alabalık pişirip yiyen bu maaşlı devlet memurları hiçbir zaman kendilerine şu soruyu sormadılar: “Şimdi bu projeleri hazırlatmak ve pratiğe uygulamak için bizi buraya kim yolluyor?”
Kimi Belediye Eşbaşkanları şöyle iddialarda bulunuyorlar: “Mahkemeye verdiğimiz HES firması davasını biz kazandık. HES’e gidecek suyun bir kısmını biz alacağız. Eğer bize vermeseler hepsini onlar alacaklar.” Yani “Eğer biz almasak bu suyu da HES firması alacakmış!“ diye akla hayala gelmeyen hilelere, uydurmalara başvuruyorlar.
Goşkar Baban’nın ayakları dibindeki en son pınar olan ‘Heniyo Serden’ın (Soğuk Pınar) orada çayın önünü beton duvarlar örmüşler, yaptıkları yapay küçük gölcüğün beton perdesi üzerinden fazlası dere yatağına akan küçük can suyu ve gölcüğün iki km. aşağıdaki son gözelerden dereye akan Axwa Sîpîye nasıl sizin hakkınız oluyormuş? Anlayamadık. Bu beton bent üzerinden süzülerek dere yatağına akan cılız suyu HES firması istese de alıp onu borulara koyamaz. Çünkü yamacın karşı tarafındaki dev borular zaten tıka basa dolu. Sonra HES’in Heniyo Serden’den (Soğuk Pınar) sonraki gözeneklerden akan Axwa Sîpîye ne hakla el koyuyorsunuz? HES istese de Axwa Sîpîye suyunu alamaz. Çünkü Goşkar Baba’nın Axwa Sîpîye dışında hemen hemen çağlayan bütün gözeneklerinden akan termemiz pınarların suyunu dev boruları tıka basa doldurup götürmüş! O dev borular daha fazla suyu zaten alamaz ve taşıyamaz! Kurumaya yüz tutmuş o Goşkar çayındaki minnacık suyun bir damlası bile eksilmemelidir. Eksilmesi durumunda o coğrafyanın ekolojik dengesi daha da bozulur ve zaten çalmaya başlayan ekolojik sistemin tehlikeli çanları daha fazla çalmaya başlar.
Atalarımızdan, dedelerimizden kalan bu cennet Goşkar Baba Vadi‘sini neden cehennemeye çeviriyoruz? Bu soruya soruyla yanıt veren ve kaynağını doğadan alan Zerdüşt’ün “İyi düşün, iyi söyle, iyi yap“ tabiat inancını “Eline kilit, diline kilit, beline kilit” diyerek takip eden Hallâcı Mansûr 9. Yüzyılın başlarında şöyle diyordu: ”İnsanlar neden bu cennet dünyayı önce cehenneme çevirirler ve sonra cennete gitmek için uğraşırlar!”
Eğer Varto’ya su götürmek istiyorlarsa, başka alternatifler aranmalıdır. Konuştuğum birçok mühendis ve uzman arkadaşlar en iyi çözümü şu şekilde açıkladılar: “Kesinlikle bu son pınarlardan, yani Axwa Sîpîye gözelerinden su götürülmemelidir. Bu, suyu çok azalan yeşil vadinin ölümü olur, kimse bu sorumluluğun altına girmemelidir. Goşkar Baba’nın ayakları dibindeki son gözeneklerden, dereyi azbiraz canlandıran son pınarların kaynakları o coğrafyanın ekolojik-sistemidir. Yaşam alanları ekolojik dengenin vazgeçilmez bir parçasıdır. Eğer Varto Belediye yöneticileri müdahale edip son pınarın suyu da alırlarsa, o yeşil Goşkar deresini, çevresini, hayvanları, bitkileri ve orda yaşayan insanların yaşamını tehlikeye atmış olurlar! Doğa, sel felaketleriyle, kuraklıkla, depremle ve az kar yağışıyla bunun intikamını alacaktır!
Yaz aylarında suyu azalan Varto’ya suyu götürmek istiyorlarsa; en iyi çözüm ya Yayıklı köyündeki ikinci HES Santralin altından çıkan suyu, ya da barajdan almaları gerektiğini söylüyorlar. Yayıklı köyünden su götürmeleri hem maliyeti çok daha düşük, hem de yıkıma uğratılmış Goşkar Vadi’nin ekolojik dengesini daha fazla bozmamış olacaklar!”
Bu alternatifler varsa neden Axwa Sîpîye?
Axwa Sîpîye Efsanesi
Şimdi güncel olarak Varto’ya içme suyu olarak götürülmek istenen ve Yeşil Vadi’nin öbür yamacında, halk arasında Goşkar Baba’nın Kız Kardeşi Ana Fadılê’nin iki memesinden akan süt dedikleri Axwa Sîpîye’miz var ya! İşte o Ana Fadılê’nin, yani Axwa Sîpîye’nin, Çoban Munzur’un süt dolu kovasından koşarken yere dökülerek oluşan soğuk pınar gözelerin Munzur Irmağı’nı oluşturduğu gibi güzel bir hikâyesi vardır: Axwa Sîpîye, Goşkar Baba’nın Kız Kardeşi’nin iki memesinden akıp doğayı besleyen kutsal Ana Tanrıca Fadılê’nin sütü olduğunu söylerler.
Biliyoruz ki, Aryan halkları Neolitik dönemden beri, uzayda ve dünyada yaşayan bütün canlı ve cansız varlıkları tanrının bir parçası olarak görüyorlardı. Semitik halklar gibi “Tanrı her şeyi yoktan var etti,” demezler. Tanrı bütün varlıkları yoktan var etmedi; var olan kendi kutsal yapısından parçalar olarak var etmiştir. Dolayısıyla Tanrının bir parça olarak gördükleri her şeye, doğaya, dağa, taşa, ağaca, suya saygı ve sevgiyle yaklaşıp koruyorlardı. Çok tanrılı ve ana erkil dönemlerde yaratıcı kadınlara tanrıca sıfatları yakıştırılırdı. Biz büyüklerimizden böyle duyduk. Sümerlerden beri atalarımız bize mitos, efsane ve destanları hep böyle aktardılar. Gerçekten de Axwa Sîpîye’nin bulunduğu bölgeye baktığımızda, oradaki doğa pratiğinde görünen de o efsanede anlatılandır. O yüksek dik yamaçtan çığlık çığlığa binlerce yıldır doğayı besleyen ana tanrıca kadının memelerinden akan beyaz süt gibidir iki kutsal gözesi. O suyu içmeye doyamazsın. Bir o kadar da Goşkar vadisinde akan çayın içindeki alabalıklara ve bütün canlılara şifalar veren beyaz sudur. Axwa Sîpîye’nin döküldüğü Goşkar çayı içinde büyüyen alabalıklar sarı hastalığı olan insanları iyileştiren şifalı balıklardır. Doğayı hakkın bir parçası olarak görüp koruyarak seven bu Rêya Haqî doğa inancı ve bu efsane ile bugüne kadar kendisini korudu ve etrafındaki canlıları besledi. Dünya kuruldu kurulalı doğanın o kutsal ana tanrıca memelerinden akıp Goşkar vadisini besleyen Axwa Sîpîye bugüne kadar hep özgür aktı! Ve özgür akacaktır!
Kirmanckî-Zazakî ‘Axwa Sîpîye,’ Türkçesi ‘Beyaz Su’. İşte Goşkar Vadisi’ni, dereyi ve oradaki Ana-doğayı yeşerten o kutsal Ana Tanrıcanın iki memesinden (iki pınarından) süt gibi akan Axwa Sîpîye’yi de borulara hapsedip götürmek istiyorlar! Axwa Sîpîye için mücadele vermek ve onu savunmak ana sütü gibi kutsaldır!
Artık Axwa Sîpîye’nin Bir Damlası Bile Borulara Hapsedilemez!
Varto Belediye yöneticilerin yayınlanan video konuşmalarında aynen şunlar şöyleniyor:
“Haklı olarak ve kendilerine de saygı duyduğum kişilerin eleştirilerine maruz kaldığımızı de belirtmek istiyorum. Bu suyu eğer Belediye almasaydı, şimdi bu su da karşı tarafta HES’e aktarılacaktı. Ama biz Varto’ya içme suyu olarak götüreceğiz. Ve bu dereyi kurutmayacağız, yeşil tutacağız. Dolayısıyla derdimiz sadece su götürmek değil, su götürürken ekolojik dengeyi de koruyacağız. Beyaz Su gözeneğin üzerinde su deposu kurup sadece bir gözeneğini alıyoruz. Aşağıda başka gözeler var onlar dereye akıyor. Biz su alırken HES gibi ekolojik dengeyi bozmayacağız. Su alacağımız gözelerden dolayı derenin suyu azalmıyor, öbür gözeleri etkilemiyor. Zaten derede su sürekli akıyor. Bizi eleştirenleri çok haklı görüyorum. Arkadaşların doğaya sahiplenmesini takdirle karşılıyorum ancak olmayan bir şeyi ortaya atıyorlar. Bunu (yani kayyım projesini) hem dinsel hem ekolojik dengeyi bozma şeklinde işlemek doğru değil. Bizim oradaki dengeyi bozma gibi bir niyetimiz yok. Onlar kadar biz de oradaki dengeye sahip çıkıyoruz. Ama işin buradaki boyutunu bilmedikleri için öyle söylüyorlar. Bizi eleştirenlere de doğaya gösterdikleri duyarlılıktan dolayı teşekkür ediyoruz. Vartoluların desteğine ihtiyacımız var. Çünkü biz hiçbir yerden kredi alamadık. Bize destek veren!” diyerek bizimle alay ediyorlardı.
HES’in karşı taraftaki Axwa Sîpîye gözeneklerinden su alması mümkün olmadığı halde, belediye yöneticileri Sırp kökenli devşirme politikacı Süleyman Demirel gibi politik ajitasyona başvuruyorlar. Doğru olmayan beyanlarda bulunuyorlar. Goşkar Baba’nın son kalan gözelerinden son damlalarını da alarak ve 3-4 Km. boyunca yamacı enine 200-300 metre yarmak nasıl “ekolojik dengeyi bozmadan” sağlayacaksınız? Bu doğru değil! Yalanlar üzerine kurgulanmış, tecrübeli ve güzel bir politik dil kullanıyorlar. Siz eleştirseniz de eleştirmeseniz de, karşı çıksanız da çıkmasanız da biz bu projeyi gerçekleştireceğiz demek istiyorlar. Avrupalılar da kendilerinin arkasında oldukları savaşların, katliamların, soykırımların ve ekolojik-kırım politikalarının sonuncunda hep, “kaygıyla karşılıyoruz, haklı eleştirileri anlıyoruz” diyorlar. Aynı şeyleri kendileri yapmaya devam ediyorlar. Bizimkilerin de o hesap. Bu iki yüzlü tavır ve davranışlar, her yerde kendilerini uygar gösteren kapitalizmin neoliberal politik sözcülerinin değişmez karakterleridir. Biz bunları anlıyoruz. Bu doğru olmayan argümanlarla bize gelmeyin lütfen!
Bizim DEM Partimiz. Partisinin paradigmasında ekolojik dengeyi koruma olan bizim DEM partisinin, Kayyumın atandığı il ve ilçelerde, “Kayyım atandı, kapılar halka kapandı” sloganı Varto’da, “Kayyum atanmadı, kapılar halka kapandı,”ya dönüştü.
Axwa Sîpîye’ nin Bir Damlası Bile Borulara Hapsedilemez!
Gaşkar Baba, bizim doğayı canlılarıyla birlikte koruyan ve seven tabiat inancımızdır. Goşkar Baba, bizim doğayla birlikte iç içe yaşayan komünal, ekolojik, bilimsel inancımızdır. Yoksa onlarca soğuk su gözeleriyle bize ve bütün canlı, cansız varlıklara ‘buyur‘ diye soğuk sularını, bol oksijen serin rüzgarlarını ikram eden Goşkar Baba’yı Tanrı saydığımızdan değildir. O da bunu biliyor, biz de. Ama Tanrı ile birlikte çalıştığı, duasının da kabul olunduğunu biliyoruz. Doğa ve Goşkar Baba sizden öyle bir intikam alır ki, vallahi nerden geldiğini şaşırırsınız!..
Bu doğayı koruyup seven Rêya Haqî (Hakikat Yolu) inancı, Zerdüşt ve Spinoza’nin inandığı tanrıya inanmaktır.
Ey halkın size oy verdiği Belediye Eşbaşkanları!
İki HES projesi bu coğrafyanın ekolojik sistemini zaten yeterince bozmuş, büyük bir tahribat yaratmıştır.
Bu yüzden diyoruz ki, ”Axwa Sîpîye’nin bir damlası bile borulara hapsedilemez!”
Bilmenizi isteriz ki, bu Yeşil Goşkar Vadisi yalnızca su değil, doğamız, bilimsel inancımız, kimliğimiz ve insanlığımızdır! Siz bunlara saldırıyorsunuz!
Doğayı katlederseniz, er ya da geç o da sizden intikamını alacaktır!
Goşkar Baba ve doğadan dualarınızı esirgemeyin!
Çünkü Goşkar Vadisi’ni içindeki ziyaret bölgelerini soğuk pınarlarıyla savunmak;
doğa ve çevre ile barışçıl bir şekilde yaşamaktır. Zerdüşt ve Spinoza’nin inandığı tanrıya inanmaktır.
24.06.2025
Azad Ronî








