
Azad Ronî
Georg Hincha’nin İlk Kürt Öğrencisi Zülfü Selcan
İşte Zülfü Selcan, bu “Hind-Avrupa dil ailesinin İrani diller grubunda olan Zazaca Kürtçe değildir. Zazalar da Kürt değildir.” diyen ve dilbilimini uygarlık güçlerin tarihsel plan, proje, ekonomik ve siyasi çıkarları çerçevesinde kullanan Georg Hincha’nın öğrencisidir. Yüksek okul makine mühendisliği bölümünü bitiren Selcan, dilbilimci değildir. Ona sonradan kendi çıkarları çerçevesinde dil dersleri veren Semitik tüccarlara çalışan Oryantalist Yahudi dilbilimcileridir. İşbirlikçi Kürtlerin kaderine bakın; ne tesadüftür ki Ailesi Kirmanckî (zazakî) konuşan Kürtçü Ziya Bey’i (Gökalp’ı) Türkçü yapan da Avrupalı Oryantalist Yahudi Türkologlardır.
Yıllar önce yazdığım “Kürtçü Ziya Bey, nasıl Türkçü Ziya Gökalp oldu?” makalemde şu hakikati belirtmiştim:
”Mehmet Ziya Gökalp, 23.03.1876 günü Diyarbakır’da, Zeliha Hanım anadan ve Mehmet Tevfik Efendi (1851-1890) babadan doğan bir Kürt’tür. Anne ve babası Kirmanckî (Zazaki) konuşan Kürtlerdendir. Ziya Bey, „1896’da İstanbul’a geldiğim zaman, ilk aldığım kitap, Leon Cahun’un tarihi olmuştur. Bu kitap adeta pan-türkizm mefkuresini teşvik etmek üzere yazılmış gibidir“[1] diyerek Avrupalı Yahudi Türkologlardan etkilendiğini itiraf eder.
Fakat Dêrsimli Dr. Öğretim Üyesi Sayın Zülfü Selcan, henüz Türkçü Ziya Gökalp gibi Avrupalı Oryantalist dilbilimcilerinden etkilendiğini söyleyecek erdemliğe ulaşmış değildir.
Makine mühendisi olmasına rağmen kendisine Berlin Teknik Üniversitesi’nde özel bir Zaza dil üzerine seminerler verme, konuşmalar yapma görevi verilen ve Yahudi Alman öğretmenlerinin bu siyasi tezleri üzerinde çalışma yapan yerli akademisyen Zülfü Selcan gibi Kirmanckî konuşan Dêrsim’li Kürtleri, yardımcı bilim insanları(!) ve dilbilimcilerini Pentagon’da oturan uluslararası saldırgan Semitik tüccarlarının paralarıyla destekleyen aracı kişilerden biri Georg Hincha’dir. Biri de Yahudi Dr. Tessa Hofmann, 1983-2015 yılına kadar „wissenschaftlihe Angestellte am Osteuropa-Institut der Freie Universität Berlin”de bilimsel çalışmalar yürüttü.
Asıl mesleği makine mühendisliği olan Zülfü Selcan’nın Berlin’deki geçmişi kısaca şöyle özetlenebilir: Selcan; Haydar Dalgalı, Haydar Gündoğdu, Ömer Çoşkun, Arif Turan, Sait Bingöl, Sahri Demir gibi Kürt arkadaşlarıyla birlikte 1975’e Berlin’in Kreuzberg semtinde, “Kultur-und Hilfsverein der Arbeiter der Türkei / Türkiye İşçi-Kültür Yardımlaşma Derneği“ diye bir Kürt dernek kurmuşlardı. Avrupa’daki Kürtler artık tarihleri başkaları tarafından yazılmasın diye Türkiye devrimcilerden ayrı örgütlenmeye gitmeye başladılar. Fakat o dönemde (Kürdistan uluslararası bir sömürge statüsünde olduğu için olacak ki) Avrupa’da da hâlâ Kürt ve Kürdistan kelimesi adı altında bir kurum kurmak hem politik kaygılardan hem de Alman Hükümeti tarafından kabul görmeyeceğinden ve yardım almayacaklarından dolayı “Kultur-und Hilfsverein der Arbeiter der Türkei” ismini vurmuşlardı. Kürt ve Kürdistan isminden yoksun olarak 1975’te Berlin, Munih ve Franfurt am Main’da bu isimler altında kurulan derneklerin kurucuları Kürt öğretmenleri, aydınları ve devrimcileriydi. Berlin’de hazırlıkları 1974 yılın sonunda yapılan ve 1975 yılında resmi olarak çalışmalarına başlayan “Kultur-und Hilfsverein der Arbeiter der Türkei” ismindeki derneğin kurucuları şunlardır: Haydar Dalgalı, Haydar Gündoğdu, Ömer Çoşkun, Arif Turan, Sait Bingöl, Sabri Demir, Zülfü Selcan ve soyadını hatırlamadığımız öğretmen Abdulbahri Bey’di. Zülfü Bey, o zaman Kürt olduğunu, konuştuğu Kirmancki (Zazaki) lehçesinin asıl en eski Kürtçe olduğunu söylüyordu. Ve Kirmancki ve Kurmanci lehçelerini karşılaştıran gramer çalışmasını hazırlamaya çalışıyordu. Bu çalışmasında Kirmacki (Zazaki) Kürtçe’nin Kurmanci lehçesinden ayrı bir dil olarak göstermeye çalışan Avrupa merkezci ideolojiyi savunan görüşlere yanıt veriyordu ve Zazaca’nın da Kürtçe’nin lehçelerinden biri olduğunu savunuyordu.
Gelgelelim 1979 yılında Avrupa’daki Kürt dernekleri KOMKAR adı altında federasyona gitti. Sülfü Selcan 1979’de Frankfurt am Main’de yapılan KOMKAR’ın kuruluş Kongresinde genel sekreterliği aday oldu. Bir de iki gün süren bu kongrede sahneye çıkıp Kürtçe’nin Kırmancki lehçesinde Türküler söyleyecekti. Fakat KOMKAR Genel Başkanı A. Uçar, Genel Sekreterliğe de A. Saydam seçilip, kendisi genel sekreter olmayınca, sahneye çıkıp türkü söylemeyince çok kızdı, bazı üyeleri peşine takıp kongreyi terk ettiği gibi, Berlin’e döndüğünde derneğin bütün dokümanlarını da beraberinde alıp götürdü ve çoktan beri yanına gidip geldiği öğretmeni Alman dilbilimcisi Georg Hincha’nın “Zazaca Kürtçe değil, Zazalar Kürt değildir” diyen Zazacılık tezlerine dört elle sarılmaya başladı. Georg Hincha, nasıl uydurduysa bilmiyorum mesleği makine mühendisi olan Zülfü Selcan’a Berlin Teknik Üniversitesi’nde bizim bilmediğimiz özel bir görev verdi ve Kürt çocuklarına İranistik bölümü altında özel Zazaca dil seminerleri vermeye ve sunumlar yapmaya başladı. O şahıs orada 2010 yılına kadar Dêrsim, Gımgım, Maraş bölgelerinden gelen Kürt çocuklarına, “Zazaca Kürtçe değil, Zaza millettin konuştuğu bir dildir.” diye yıllarca özel seminerler ve sunumlar verdi. Bu özel seminerlerin paralarını Technische Universität Berlin mi ödüyordu, yoksa başka gizli bir kurum mu ödüyordu Georg Hincha’dan başka bilen yok. Çünkü bizim bildiğimiz kadarıyla Berlin Teknik Üniversitesi’nde Zazaki kürsüsü ya da bölümü yok.
1979’da Frankfurt Am Main’de Yapılan Komkar’ın Kuruluş Kongresi
Kemal Burkay, 1979’da Frankfurt am Main’de yapılan KOMKAR’ın kuruluş kongresine katılan Zülfü Selcan’ı, Deng yayınları’ndan çıkan ANILAR-BELGELER kitabında şöyle anlatıyor:
“Bu Kongre sırasında bize ters düşen başkaları da oldu. Bunlardan biri Zülfi idi. Dêrsim’li Zülfi’nin sazı ve sesi hoştu. Dêrsim yöresinin türkülerini yanık bir sesle söylerdi. Bize, Zaza lehçesinden bu türkülerin bir bölümünü Özgürlük Yolu’nda yayınlamıştık. Zülfi’nin zayıf tarafı çalışma çalışma arkadaşlarıyla bir türlü uyum sağlayamaması idi. Berlin’de kalıyordu ve yallardır dernekte hep sorundu. Yönetimimde kim olursa olsun, Zülfi’nin başı onlarla hep dertte idi! Öyle ki artık tüm arkadaş çevresi onunla ilgili olarak illallah demişti.
KOMKAR Kongresi iki gün sürdü. Birinci günün akşamı bir eğlence programı düzenlenmişti ve programda Zülfi’nin türkü söylemesi de vardı. Ama Berlin ekibi Zülfi’nin türkü söylemesine karşı çıktı. ‘Bu adam Berlin’de bizi hiçe sayıyor, bildiğini okuyor, burada da KOMKAR’a dayanarak çıkıp kitle önünde hava atıyor. Zülfi sahneye çıkmamalı!’ dediler.
Bu nedenle Berlin derneğinin dediği oldu ve Zülfi sahneye çıkarılmadı. Bu da Zülfi’nin bizden kopuşuna yol açtı. Yalnız KOMKAR’la değil, Parti ile de ilişkilerini kopardı ve ideolojik olarak da olumsuz bir çizgiye sürüklendi.
Zülfi daha önce, Zaza (Kirmancki) lehçesi üzerine, onu Kurmanci ile karşılaştırmalı olarak ele alan bir gramer kitabı hazırlamıştı. Çalışması fena değildi. Bu kitap, Zazacayı Kürtçe’den ayrı bir dil olarak gösteren kimi görüşlere cevap veriyordu ve Zazaca’nın da Kürtçe’nin lehçelerinden biri olduğunu ateşlice savunuyordu. Çalışmasını yayınlamak için bize vermişti. Yayına uygun bulduk; hem de bir boşluğu doldunacaktı. Ancak, Zülfi’nin uzunca önsözünde Türk dili ve Türklerle ilgili olarak küçümseyici, hatta ırkçı sayılabilecek kimi görüşler vardı. Kendisiyle konuştuk, bu tür değerlendirmelerin hoş olmadığını, bunları düzeltmesini istedik. Tam o arada da KOMKAR’ın kuruluş kongresi ve Zülfi’yi olumsuzluğa iten söz konusu gelişmeler yaşandı ve bu çalışma öylece kaldı. İşin ilginç tarafı, Zülfi, bu olaydan sonra 180 derece bir dönüş yaparak Zazaların Kürt olmadığını, Zazaca’nın ayrı bir dil olduğu görüşüne sarıldı!
Kimi insanlar için duygular akılda çok önde geliyor. Böyleleri duygularına kapılıp inançlarını, düne kadar ısrarla savundukları düşünceleri, ilkeleri bir çırpıda bir yana itebiliyorlar. Buna politik yaşamda birçok kez tanık oldum ve bu mide bulandırıcı şeyi yıllar içinde artık kanıksadım.”[2]
17.07.2025
Azad Ronî
Kaynaklar:
[1]. Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları, s.12
[2]. Kemal Burkay, ANILAR-BELGELER, Deng yayınları, İstanbul 2002, 2 cilt, s.138-139








